Mustafa YILDIZ yazıyor
Galatasaray’ın Başakşehir karşısındaki 3-2’lik galibiyeti, savunma tartışmasının ötesinde Avrupa fikstürü öncesi kadro derinliğinin nasıl kullanılacağını gösterdi: Buruk’un dinlendirme kararları, Osimhen’in erken çıkışı ve Leão’nun ilk katkısı, takımın yıldızlara değil görev paylaşımına ne ölçüde dayanabildiğini gündeme taşıyor.
Galatasaray, Başakşehir’i deplasmanda 3-2 yenerek dört hafta sonunda 10 puana ulaştı; galibiyet serisi üç maça çıktı.
Okan Buruk, Göztepe maçının ilk 11’ine göre üç değişiklik yaptı; Barış Alper Yılmaz ile Abdülkerim Bardakcı Sporting maçı öncesi riske edilmedi, Wilfried Singo ve Günay Güvenç ise kadroda yer almadı.
Victor Osimhen 16. dakikada gol attıktan sonra kasığındaki rahatsızlık nedeniyle oyundan çıktı; Rafael Leão 68. dakikada Galatasaray formasıyla ilk kez sahaya girdi.
Başakşehir’in penaltıyla eşitliği yakaladığı ve Davinson Sanchez’in kendi kalesine attığı golle skorun yeniden 2-2 olduğu maçta Gabriel Sara, geç bölümde frikikten galibiyet golünü attı.
Galatasaray’ın Sporting karşılaşmasına birkaç gün kala aldığı üç puan, rotasyon tercihlerinin sonuçtan kopmadan uygulanabildiğini gösterdi; fakat bu planın Avrupa temposunda sürdürülebilir olup olmadığı henüz bilinmiyor.
Galatasaray’ın bu maçtaki kadro planı, sonuçtan bağımsız bir rotasyon denemesi değil; Sporting maçı öncesinde sakatlık riski ve yeni transferlerin entegrasyonunu aynı anda yönetme girişimiydi.
Rafael Leão’nun oyuna girdikten sonra Torreira’nın golüne uzanan hücum zincirinde yer alması, yeni transferin katkısının yalnız bireysel şut veya gol beklentisiyle ölçülemeyeceğini gösterdi.
Sara’nın geç frikik golü üç puanı getirdi; ancak maçın bütünü, Galatasaray’ın skor üstünlüğünü koruma konusunda hâlâ maç içi dalgalanmalara açık olduğunu da ortaya koydu.
Bu nedenle Sporting maçı öncesi temel ölçüt, Galatasaray’ın ilk 11’inin gücü değil, Osimhen ve diğer ana parçalar eksildiğinde oyunun görev dağılımını ne kadar hızlı yeniden kurabildiği olacak.

