Son sayfa her zaman son değildir
Bir kitabın son sayfasını çevirdiğimizde neyi tamamlamış oluruz? Sayfaları mı, hikâyeyi mi, yoksa kitabın bizde açtığı soruyu mu? Okuma alışkanlığını yalnızca bitirilen kitap sayısıyla anlatmak bana hep dar geliyor. Bazen tek bir cümle günlerce zihnimizde dolaşır; bazen kalın bir roman, kapanır kapanmaz hafızamızdan çekilir.
Okumayı bir yarış olmaktan çıkarmak, kitaba gösterilen ciddiyeti azaltmaz. Tam tersine, metnin ritmine kulak vermek için alan açar. Bir paragrafı yeniden okumak, anlamadığımız bir kelimenin peşine düşmek, bir karaktere duyduğumuz öfkenin nedenini düşünmek de okumanın kendisidir. Bu duraklamalar sayaca yazılmaz; fakat düşünceye yerleşebilir.
Kendi cümlemizi bulmak
İyi bir okuma defteri alıntı deposundan fazlası olabilir. Sayfanın yanına “Burada neye itiraz ediyorum?” diye yazmayı deneyelim. Ardından metnin kendi cevabını bulmaya çalışalım. Böylece yazarı bize benzediği ölçüde sevmek yerine, başka bir düşüncenin nasıl kurulduğunu görebiliriz. Edebiyatla kurduğumuz ilişki de onay aramaktan çıkıp karşılaşmaya dönüşür.
Aynı kitabı konuştuğumuz bir arkadaşın bambaşka bir ayrıntıyı hatırlaması bu yüzden değerlidir. Ortak okuma, tek bir doğru yorum üzerinde anlaşmak zorunda değildir. Birinin mekânı, diğerinin suskunluğu fark etmesi metni genişletir. Kitap, okurlarının birbirine bıraktığı sorularla yaşamaya devam eder.
Rafa dönerken
Elbette merak ettiğimiz çok kitap var; zamanımız da sınırlı. Her metne aynı yavaşlığı ayıramayız. Yine de arada bir kendimize şu izni verebiliriz: Bir kitabı sırf bitirmek için okumamak. Bazen ara vermek, bazen başa dönmek, bazen de başka bir kitaba geçmek.
Bu serbestliğin dağınıklığa dönüşmemesi için küçük bir alışkanlık yeterli olabilir: Okumayı bıraktığımız yere bir soru yazmak. Kitaba döndüğümüzde o sorunun hâlâ bizim sorumuz olup olmadığını görmek. Böylece okuma defteri, yalnızca yazarın cümlelerini değil, kendi düşüncemizin değişimini de saklar. Bir yıl önce altını çizdiğimiz satıra bugün mesafeyle bakıyorsak, belki kitap eksilmemiştir; biz başka bir okuma yapabilecek kadar değişmişizdir. O değişimi fark etmek de okurluğun sessiz kazançlarından biridir.
Okur olmanın ölçüsü eksiksiz bir liste değil, canlı bir meraktır. Rafımıza yeni bir kitap koyarken, zihnimizde eski bir kitaba da yer bırakalım. Belki asıl okuma, kapağı kapattıktan sonra başlayacaktır.